BİYOGRAFİ ÖZETİ
"Megan Burns, 25 Haziran 1986 tarihinde Liverpool, İngiltere'de dünyaya gelmiştir. Erken yaşlardan itibaren sahne sanatlarına ve müziğe ilgi duymaya başlayan Burns, kariyerine henüz çok genç bir yaşta sinema dünyasında dikkat çekici bir şekilde adım atmıştır.
Oyunculuk kariyerindeki ilk büyük çıkışını ve uluslararası alanda tanınmasını sağlayan proje, usta yönetmen Stephen Frears'ın imzasını taşıyan 2000 yapımı dönem draması "Liam" oldu. 1930'ların ekonomik kriz içindeki İngiltere'sinde geçen bu filmdeki Teresa performansıyla henüz 14 yaşındayken eleştirmenleri büyüleyen Burns, prestijli Venedik Film Festivali'nde gelecek vaat eden en iyi genç oyunculara verilen Marcello Mastroianni Ödülü'nü kazanarak sinema dünyasına muazzam bir giriş yaptı.
Ancak onu küresel çapta tanınır kılan ve modern sinema kültürünün unutulmaz yüzlerinden biri haline getiren rol, Danny Boyle'un yönettiği, başrollerini Cillian Murphy ve Naomie Harris ile paylaştığı, türü yeniden tanımlayan 2002 yapımı zombi klasiği "28 Gün Sonra" (28 Days Later) filminde geldi. Filmde canlandırdığı, kıyamet sonrası yıkıma uğramış Londra'da babasıyla hayatta kalmaya çalışan travmatize ama cesur genç kız Hannah karakteri, izleyicilerin derin bir empati kurmasını sağladı ve performansıyla hafızalara kazındı.
"28 Gün Sonra"nın getirdiği büyük şöhrete ve önündeki parlak Hollywood potansiyeline rağmen Megan Burns, oyunculuk kariyerini zirvede bırakarak asıl büyük tutkusu olan müziğe yönelme kararı aldı. Kendine has tarzını müziğe yansıtmak isteyen sanatçı, "Betty Curse" adında gotik ve karanlık bir alter ego/sahne ismi yarattı. 2006 yılında prestijli müzik şirketi Island Records ile anlaşarak müzik dünyasına güçlü bir geçiş yaptı. Betty Curse sahne adıyla gotik rock, pop-punk ve alternatif rock ezgileri taşıyan "Here Lies Betty Curse" (2006) adlı ilk ve tek stüdyo albümünü piyasaya sürdü. Albümden çıkan "God This Hurts" ve "Girl with Yellow Hair" gibi single'lar ile dönemin alternatif müzik sahnelerinde dikkat çekti.
Müzik kariyerinin ardından her iki endüstriden de büyük ölçüde çekilmeyi tercih eden ve kamuoyunun gözünden uzak, özel bir yaşam süren Megan Burns, sadece birkaç yıl süren aktif kariyerine sığdırdığı prestijli Venedik Film Festivali ödülü, kültleşmiş bir bilimkurgu/korku filmindeki ikonik rolü ve kendine has gotik rock albümüyle oldukça benzersiz bir sanatsal portre çizmiştir."